Amerikalı 'deli kız'

Sayı: 439 - 05.05.2003 |  Esra Demirkıran  -  esdem@mynet.com

Türk sanatı motiflerini kullanarak tasarladığı birbirinden ilginç ürünleri "Deli Kızın Yeri" adlı dükkanında üşterilerine sunan Linda Caldwell, yurdumuza âşık bir Amerikalı. Bundan tam 30 sene evvel, New York"un küçük bir köyünde yaşayan, üniversiteyi henüz bitirmiş genç bir kız, eşinin bir akşam "Türkiye"ye yerleşeceğiz" sözleriyle sarsılır.

Türkiye hakkında neredeyse hiçbir bilgisi olmayan Linda isimli bu genç, ertesi sabah kütüphanenin yolunu tutar. Evvela ayrıntılı bir harita bulur ve Türkiye"yi coğrafi konumu açısından dikkatle inceler. Ardından, bu ülkeyi anlatan pek çok kitabı yüklendiği gibi evinin yolunu tutar. Amerikan Gizli Servisi"nde çalışan eşinin yeni görev yeri Karamürsel"dir. Türkiye"yi bir kez gördükten sonra asla ayrılmak istemezler. 1997"de eşinin emekliye ayrılmasıyla plan yaparlar: Eşi kendi işini kuracak, Linda ise küçük yaşta annesinden edindiği dikiş becerisini sergileyebileceği küçük bir dükkan açacaktır. Türk vatandaşı olup ömürlerinin sonuna dek İstanbul"da yaşayacaklardır. Bu şehrin en az el değmiş semtlerinden Arnavutköy"e yerleşirler. Burada açtığı dükkana "Deli Kızın Yeri" adını verir. El sanatını kullanarak Türk ve Anadolu kültüründen motifleri çeşitli ev eşyalarına uygular; ortaya enteresan ürünler çıkarır... "Deli Kız" olarak bilinen Linda Caldwell"in öyküsü böyle.

5 yıldır hem satış hem atölye amaçlı kullandığı Arnavutköy Francalacı Sokak"taki dükkanını atölyeye dönüştürmüş. Bir yıldır tüm ürünlerini Kapalıçarşı"da Halıcılar Caddesi"nde satıyor. Dükkanda neler yok ki? Oya ile çerçevelenmiş küçük aynalar, elde boyanmış Osmanlı motifli şemsiyeler, kuklalar, kumaştan yapılıp elde boyanmış rahatlıkla taşınabilen tavla ve özel taşları, kitap ayraçları, Anadolu tarzı kadın mutfak cadısı (Süpürgenin değil tahta kaşığın üzerinde uçuyor!)...

İstanbul"a ilk kez 1973 senesinde gelen ve tutkuyla bağlanan Linda"ya bu sevginin kaynağını soruyoruz. "Boğaz! O en güzel şey! Akşamüstü Boğaz"ın üzerindeki ışık, inanılmaz. Her akşam bakmam gerekiyor. Başka bir yerde isem o ışığı düşünüyorum akşam vakti. Berbat bir gün geçirdiysem Boğaz"ı düşünüyorum. Türk müziği açıyorum ve gözlerimi kapatıyorum. İstanbul"u dinliyorum" diyor gülümseyerek.

Orhan Veli"den, Yaşar Kemal"den bahsetmeye başlıyor. Orhan Veli"yi okumakta zorluk çektiğini, İngilizceye çevrilen tüm eserlerini okuduğu Yaşar Kemal"i ise Türkçe okuyabilmek için hâlâ çalıştığını söylüyor.

İşlerinin yoğunluğundan ötürü şu sıralar pek gezemiyormuş. Türkiye"de İstanbul"dan başka hayran kaldığı yöreleri soruyoruz: "Her semtte, her mahallede, her ilde çok değişik şeyler buluyorum. Ama, Amasya bambaşka. Plajları sevmiyorum. Tatil yapmak için Van"ı, İznik"i, Amasya"yı tercih ediyorum. Eski ahşap evler, nehir..."

Türkiye"ye yerleştiği ilk yıllarda halk danslarıyla da uğraşan Deli Kız, Türk Sanat Musikisi ve Halk Müziği"ne hayran. Türk yemekleri arasında ayran ve Arnavut ciğeri hariç ayrım yapamıyor; hepsini çok seviyor, yapmasını da iyi biliyor. Gezdiği tüm ülkelerde Türk kültürüyle bağlantılı birçok ayrıntının kendisini bulduğunu heyecanla anlatıyor. "Bir magnet gibiyim. Her yerde Türkiye"ye ve Türklere dair şeyler buluyorum" diyor.

Linda hakikaten keyifli, hayat dolu, sürekli gülümseyen bir kadın. Kapalıçarşı"nın 500 yılı geçkin tarihinde ilk yabancı-bayan dükkan sahibi olması dolayısıyla da çarşı esnafının gözbebeği.

Türkiye dışından gelen misafirlerine İstanbul"da gezilesi mekanları içeren uzun bir liste verdiğini, onlara rehberlik yapmadığını belirtiyor: "Ben Rüstem Paşa Camii, Saadet Hanım Müzesi gibi daha küçük, daha sade yerleri seviyorum. Hatta eskiden Yerebatan Sarnıcı"nda elimizde fenerlerle gezdiğimiz zamanları özlüyorum." Rüzgarlı mevsimleri çok sevse de, İstanbul"da erguvanların açtığı bahar mevsimini arzuyla bekliyormuş.

Fas, Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri gezerken İslamiyet"ten gelen bazı davranışların, misafirperverliğin ve düşünme süreçlerinin birbirine çok benzediğini; giysilerdeki kumaşların ve motiflerin ise farklılık arz ettiğini görmüş. Yine de Türk kültürünü başka hiçbir kültürle kıyaslamaya yanaşmıyor. Savaşı "Aptal bir şey!" olarak nitelendiriyor ve bu konuda konuşmak istemiyor.

"Dünyanın en güzel şehirlerinden biri" dediği İstanbul"un sakinlerini de çok seviyor. Çok nazik ve yardımsever bulduğu bu insanlarla kurduğu dostlukları başka yerde bulamamış. Yalnız, yaşadığı mahalledeki kadınların Linda"nın hayatındaki herşeyi bilmeleri onu çok şaşırtıyor.

"Deli Kızın Yeri"ndeki tasarımların yüzde 85"i kendisine ait. Bazı ürünleri ise Beypazarı ve İznik gibi yörelerden getirtiyor. Tasarımlarını hazırlarken müzeleri geziyor, birçok köye gidiyor, kataloglar, kitaplar inceliyor. Tüm bu birikimlerin ardından; spor yaparken, araba kullanırken ya da televizyon izlerken aklına aniden fikirler geliyor. Eve gider gitmez üretmeye, kesmeye, dikmeye başlıyor. Son tasarımlarından biri de Ortaköy"den satın aldığı birkaç parça ebrunun farklı ürünlerde ve formlarda kullanılmasıyla alakalı. Türk el sanatlarına olan hayranlığından söz ederken, gözleri ışıldıyor.

Ürünlerini yurtdışına pazarlamayı veya yurtiçinde başka dükkanlara satmayı düşünmüyor. Hem hepsi elde üretildiği için, hem de ürünlerine çok değer verdiği için kendisi satmayı tercih ediyor. TÜYAP Hediyelik Eşya Fuarı da dahil olmak üzere birkaç fuarda stand açmışlar; fakat sonuç onları hiç memnun etmemiş. "İnsanlar çok ucuz şeyler arıyorlar fuarlarda. Anlıyorum onları. Bizim ürünlerimiz el sanatı olduğu için çok ucuza satamıyoruz" diyor.

Linda"nın, "Deli Kızın Yeri" ile alakalı iki büyük projesi var. Öncelikle 4 yıldır tanıtım amaçlı kullandığı internet sitesinde yazdan itibaren online satış yapacak. Dünyanın ve Türkiye"nin birçok yerinden gelen siparişleri internet üzerinden rahatlıkla karşılayabilecek. Diğer büyük projesi ise, Kapalıçarşı"da daha farklı bir amaca yönelik özel tasarımların satılacağı başka bir dükkan açmak. Bu projenin ne olduğunu gizlemeyi tercih ediyor.

Birkaç sene evvel, İznik"te yaşayan İngiliz bir bayanın girişimleriyle şekillenen "Anadolu Projesi", evde oturan kadınlara dikiş-nakış dersleri verilerek Linda"nın tasarımlarını üretmeyi amaçlayan bir proje. "Anadolu kadınının eve ufak da olsa parasal kaynak sağlamaları, iyi vakit geçirmeleri ve kişisel gelişimleri için önemli bir basamak bu proje" diyor Linda.

Yıllar sonra coğrafyasını bulmuş bir kadın Linda Caldwell, nam-ı diğer Deli Kız. Amerika"da olmayışının kendisi için hiçbir kaybı olmadığının da farkında. "Ben normal bir Amerikalı değilim!" diyor gülümseyerek.



AKSİYON - HAFTALIK HABER DERGİSİ - www.aksiyon.com.tr