|
Türk sanatı motiflerini kullanarak tasarladığı birbirinden ilginç
ürünleri "Deli Kızın Yeri" adlı dükkanında üşterilerine sunan Linda
Caldwell, yurdumuza âşık bir Amerikalı. Bundan tam 30 sene evvel, New
York"un küçük bir köyünde yaşayan, üniversiteyi henüz bitirmiş genç bir
kız, eşinin bir akşam "Türkiye"ye yerleşeceğiz" sözleriyle sarsılır.
Türkiye hakkında neredeyse hiçbir bilgisi olmayan Linda isimli bu genç,
ertesi sabah kütüphanenin yolunu tutar. Evvela ayrıntılı bir harita
bulur ve Türkiye"yi coğrafi konumu açısından dikkatle inceler.
Ardından, bu ülkeyi anlatan pek çok kitabı yüklendiği gibi evinin
yolunu tutar. Amerikan Gizli Servisi"nde çalışan eşinin yeni görev yeri
Karamürsel"dir. Türkiye"yi bir kez gördükten sonra asla ayrılmak
istemezler. 1997"de eşinin emekliye ayrılmasıyla plan yaparlar: Eşi
kendi işini kuracak, Linda ise küçük yaşta annesinden edindiği dikiş
becerisini sergileyebileceği küçük bir dükkan açacaktır. Türk vatandaşı
olup ömürlerinin sonuna dek İstanbul"da yaşayacaklardır. Bu şehrin en
az el değmiş semtlerinden Arnavutköy"e yerleşirler. Burada açtığı
dükkana "Deli Kızın Yeri" adını verir. El sanatını kullanarak Türk ve
Anadolu kültüründen motifleri çeşitli ev eşyalarına uygular; ortaya
enteresan ürünler çıkarır... "Deli Kız" olarak bilinen Linda
Caldwell"in öyküsü böyle.
5 yıldır hem satış hem atölye amaçlı kullandığı Arnavutköy Francalacı
Sokak"taki dükkanını atölyeye dönüştürmüş. Bir yıldır tüm ürünlerini
Kapalıçarşı"da Halıcılar Caddesi"nde satıyor. Dükkanda neler yok ki?
Oya ile çerçevelenmiş küçük aynalar, elde boyanmış Osmanlı motifli
şemsiyeler, kuklalar, kumaştan yapılıp elde boyanmış rahatlıkla
taşınabilen tavla ve özel taşları, kitap ayraçları, Anadolu tarzı kadın
mutfak cadısı (Süpürgenin değil tahta kaşığın üzerinde uçuyor!)...
İstanbul"a ilk kez 1973 senesinde gelen ve tutkuyla bağlanan Linda"ya
bu sevginin kaynağını soruyoruz. "Boğaz! O en güzel şey! Akşamüstü
Boğaz"ın üzerindeki ışık, inanılmaz. Her akşam bakmam gerekiyor. Başka
bir yerde isem o ışığı düşünüyorum akşam vakti. Berbat bir gün
geçirdiysem Boğaz"ı düşünüyorum. Türk müziği açıyorum ve gözlerimi
kapatıyorum. İstanbul"u dinliyorum" diyor gülümseyerek.
Orhan Veli"den, Yaşar Kemal"den bahsetmeye başlıyor. Orhan Veli"yi
okumakta zorluk çektiğini, İngilizceye çevrilen tüm eserlerini okuduğu
Yaşar Kemal"i ise Türkçe okuyabilmek için hâlâ çalıştığını söylüyor.
İşlerinin yoğunluğundan ötürü şu sıralar pek gezemiyormuş. Türkiye"de
İstanbul"dan başka hayran kaldığı yöreleri soruyoruz: "Her semtte, her
mahallede, her ilde çok değişik şeyler buluyorum. Ama, Amasya bambaşka.
Plajları sevmiyorum. Tatil yapmak için Van"ı, İznik"i, Amasya"yı tercih
ediyorum. Eski ahşap evler, nehir..."
Türkiye"ye yerleştiği ilk yıllarda halk danslarıyla da uğraşan Deli
Kız, Türk Sanat Musikisi ve Halk Müziği"ne hayran. Türk yemekleri
arasında ayran ve Arnavut ciğeri hariç ayrım yapamıyor; hepsini çok
seviyor, yapmasını da iyi biliyor. Gezdiği tüm ülkelerde Türk
kültürüyle bağlantılı birçok ayrıntının kendisini bulduğunu heyecanla
anlatıyor. "Bir magnet gibiyim. Her yerde Türkiye"ye ve Türklere dair
şeyler buluyorum" diyor.
Linda hakikaten keyifli, hayat dolu, sürekli gülümseyen bir kadın.
Kapalıçarşı"nın 500 yılı geçkin tarihinde ilk yabancı-bayan dükkan
sahibi olması dolayısıyla da çarşı esnafının gözbebeği.
Türkiye dışından gelen misafirlerine İstanbul"da gezilesi mekanları
içeren uzun bir liste verdiğini, onlara rehberlik yapmadığını
belirtiyor: "Ben Rüstem Paşa Camii, Saadet Hanım Müzesi gibi daha
küçük, daha sade yerleri seviyorum. Hatta eskiden Yerebatan Sarnıcı"nda
elimizde fenerlerle gezdiğimiz zamanları özlüyorum." Rüzgarlı
mevsimleri çok sevse de, İstanbul"da erguvanların açtığı bahar
mevsimini arzuyla bekliyormuş.
Fas, Pakistan, Suudi Arabistan gibi ülkeleri gezerken İslamiyet"ten
gelen bazı davranışların, misafirperverliğin ve düşünme süreçlerinin
birbirine çok benzediğini; giysilerdeki kumaşların ve motiflerin ise
farklılık arz ettiğini görmüş. Yine de Türk kültürünü başka hiçbir
kültürle kıyaslamaya yanaşmıyor. Savaşı "Aptal bir şey!" olarak
nitelendiriyor ve bu konuda konuşmak istemiyor.
"Dünyanın en güzel şehirlerinden biri" dediği İstanbul"un sakinlerini
de çok seviyor. Çok nazik ve yardımsever bulduğu bu insanlarla kurduğu
dostlukları başka yerde bulamamış. Yalnız, yaşadığı mahalledeki
kadınların Linda"nın hayatındaki herşeyi bilmeleri onu çok şaşırtıyor.
"Deli Kızın Yeri"ndeki tasarımların yüzde 85"i kendisine ait. Bazı
ürünleri ise Beypazarı ve İznik gibi yörelerden getirtiyor.
Tasarımlarını hazırlarken müzeleri geziyor, birçok köye gidiyor,
kataloglar, kitaplar inceliyor. Tüm bu birikimlerin ardından; spor
yaparken, araba kullanırken ya da televizyon izlerken aklına aniden
fikirler geliyor. Eve gider gitmez üretmeye, kesmeye, dikmeye başlıyor.
Son tasarımlarından biri de Ortaköy"den satın aldığı birkaç parça
ebrunun farklı ürünlerde ve formlarda kullanılmasıyla alakalı. Türk el
sanatlarına olan hayranlığından söz ederken, gözleri ışıldıyor.
Ürünlerini yurtdışına pazarlamayı veya yurtiçinde başka dükkanlara
satmayı düşünmüyor. Hem hepsi elde üretildiği için, hem de ürünlerine
çok değer verdiği için kendisi satmayı tercih ediyor. TÜYAP Hediyelik
Eşya Fuarı da dahil olmak üzere birkaç fuarda stand açmışlar; fakat
sonuç onları hiç memnun etmemiş. "İnsanlar çok ucuz şeyler arıyorlar
fuarlarda. Anlıyorum onları. Bizim ürünlerimiz el sanatı olduğu için
çok ucuza satamıyoruz" diyor.
Linda"nın, "Deli Kızın Yeri" ile alakalı iki büyük projesi var.
Öncelikle 4 yıldır tanıtım amaçlı kullandığı internet sitesinde yazdan
itibaren online satış yapacak. Dünyanın ve Türkiye"nin birçok yerinden
gelen siparişleri internet üzerinden rahatlıkla karşılayabilecek. Diğer
büyük projesi ise, Kapalıçarşı"da daha farklı bir amaca yönelik özel
tasarımların satılacağı başka bir dükkan açmak. Bu projenin ne olduğunu
gizlemeyi tercih ediyor.
Birkaç sene evvel, İznik"te yaşayan İngiliz bir bayanın girişimleriyle
şekillenen "Anadolu Projesi", evde oturan kadınlara dikiş-nakış
dersleri verilerek Linda"nın tasarımlarını üretmeyi amaçlayan bir
proje. "Anadolu kadınının eve ufak da olsa parasal kaynak sağlamaları,
iyi vakit geçirmeleri ve kişisel gelişimleri için önemli bir basamak bu
proje" diyor Linda.
Yıllar sonra coğrafyasını bulmuş bir kadın Linda Caldwell, nam-ı diğer
Deli Kız. Amerika"da olmayışının kendisi için hiçbir kaybı olmadığının
da farkında. "Ben normal bir Amerikalı değilim!" diyor gülümseyerek.
|